gidemediğin yer senin değildir

29/1/2008

okunmayan yazı

istanbulu birbirine bağlayan dört köprü var belki ama benim yüreğim tek

istanbulun camileri çok belki ama benim imanım tek

istanbulda hayat çok hızlı akıyor belki ama benim gündüzüm tek

istanbulda çok acı var belki ama benim acım derinden derine tek

istanbulun martıları çok belki ama benim şans getirecek anka kuşum tek

istanbulun güzel bahçeleri çok belki ama benim ucu bucağı olmayan çölüm tek

istanbulun odaları çok belki ama benim acı çektiğim,inlediğim odam tek

istanbulun yürekleri cesur belki ama benim korkmaya cesareti olmayan kalbim tek

istanbulun adaları çok belki ama benim isli,kayıp adam tek

istanbul çok gürültülü belki ama benim uzun dayanılası çığlığım tek

 

istanbulun evleri çok belki ama benim yuvam yok

istanbulda çok insan var belki ama benim tek dalım yok

istanbulun müzikleri çok belki ama benim ritmim yok

istanbulun bacaları tüten evleri var belki ama benim dumanım yok

istanbulun güleryüzlü anneleri var belki ama benim bu şehirde annem yok

istanbulun gemileri var hergün mesafeler aşan ama benim limanım yok

istanbulda çok okul var gidilecek ama benim taş duvarlardan acil servislerden öte durağım yok

istanbulun karlı akşamları var belki ama benim yüreğimin üstünü örtecek beyazım yok

istanbulun müzeleri var belki ama benim yüreğimden eski tek eşya yok

istanbulun satılık eşya dükkanları çok belki ama benim pazarladığım tek düşüncem yok

istanbulda hüzün çok belki ama benim hüznümü gölgeleyecek acı yok

istanbulun enstrümanları çok belki ama beynimin küflü tırmalayışlarından daha güçlü ses yok

 

istanbul belki yorgun düştü ama dizlerini bile taşıyamayan benim

istanbul belki üzgün ama gözyaşlarını tutamayan benim

istanbul terkedilmiş belki ama telefonu bile çalmayan benim

istanbul kirletilmiş belki ama ruhu lekelenmiş olan benim

istanbul belki ağlıyor kuytuda ama kalabalıkta haykıran benim

istanbula güneş doğuyor belki ama ısınamayan benim

istanbula ay parlıyor belki ama aydınlanamayan benim

istanbulda arabalar yollarda ilerliyor belkia ama bir milim öteye gidemeyen benim

istanbulu seviyor insanlar belki ama istanbulu hissetmeden yaşayan benim

istanbul ısıtıyor yürekleri belki ama yaz günü bile üşüyen benim

istanbul hıçkırıyor belki ama sesini duymazdan gelen benim

istanbul istanbul hep vardı belki ama mana kazandığı benim

istanbul geceden gündüze geçiyor belki ama hep aynı mevsimde seyreden benim

istanbulun caddeleri var belki ama sokaklarında kaybolan benim

istanbul dünyada ama dünyadan gidecek olan benim

istanbul çok büyük belki ama küçültüp defterime hapseden benim

istanbul güçlü belki ama ağlayışlarımda onu zayıflatan benim

istanbul belki çok iyi ses duydu ama sesini duymadığı benim

istanbul hakkında çok şey yazıldı belki ama onu insanlaştıran benim

istanbul hayat dolu belki ama hayatını emen benim

istanbul bensizde yapabiliyor pekala ama yüreğinin bir parçasını orada unutan benim

istanbulda iettler var belki ama elektiriğe kapılan benim

istanbul geceden korkmaz belki ama gecede hıçkıran benim

istanbul sakin belki ama onu çığlıklarımda boğan benim

istanbul beni içine çekmek istiyor belki ama toprağında ölecek olan benim

istanbul bugünden çok şey bekliyor belki ama beklentilerini bavullarda bırakmış olan benim

istanbul haketmiyor bunları belki ama üstüne giden benim

istanbul belki umursamıyor bunları belki ama onun için sayfalar dolduran benim

istanbul içimi kanatıyor belki ama kanı durunca ölecek olan benim

istanbulda ağaçlar var belki ama öldüğünde birdaha dönemeyecek olan benim

istanbulda ses çıkarmak serbest belki ama konuşamayan benim

istanbulu cesaret satın aldı belki ama hayatımı mahvedecek korku benim

istanbul için kelimeler tükenmez belki ama istediğim yerde bırakan benim...

 

15/1/2008

anne sesi

gözyaşlarına boğulmak üzereyim anne.sesini duydum,daha kötü oldum.neden diye sorma hiç.nedenini anlatamam anne.gözyaşlarımı tutabilirim sadece.içime akar yaşlar,tuz basar kalbime.ne edebiyat..tüm kelimeler boğazımda birikmiş,çıkmıyor anne.sesini duydum,daha kötü oldum.benim için endişeli olan sesini.sesinin bu rengini sevmiyorum anne.öyle çok rengi varki sesinin.öfkeli,neşeli,güleryüzlü,vurdumduymaz..hepsi benim için..hepsi bana bakıyor,sesin ruhuma akıyor anne.ama sesinin bu rengi..ebruli anne.nakış nakış örmüş hüzünleri,sevgileri,katmerlemiş acıları,öldürmüş umutları.bu akşam arama anne.telefonu kapatacağın zamandan nefret ettirme beni,hayattan vazgeçirme,dünyaya küfür ettirme anne.bu akşam arama beni.düğümleniyor boğazım.gözyaşları genzimde.gülen yüzümü özletme anne.aslında çok şey var söylemek istediğim ama ruhumu geçip dudaklarıma ulaşmıyor anne.ısıtmıyor kelimeler,anlamıyor harfler derdimi.sözcüklerle aramı bozma anne.içimdeki çocuğu konuşturma.dayanamaz hayata,hayatın yükünü o küçük omuzlayamaz anne.sesini duyduğumda küçüğüm,duymadığımda güçlü,telefonu kapattığında..hiçim anne.içim acıyor anne.açamam içimi anlatamam derdimi.bu akşam anne sesi duyup efkarlanamam anne.yapmam gerekenler var,yüklerim var taşımam gereken anne.gürültüde sesini duyurup ıssızda ağlatma anne.evlat bencilliği say,mazur gör beni,bağışla,benden kaçamam anne.sesini duydum daha bir insan oldum anne.sesini duydum.anne...

 

14/1/2008

bir yolculuk daha...

nereye.kime.sevmiyorum otobüse binerken annemin gözü yaşlı arkamdan bakmasını,babamın kuşkularla arkamda kalmasını ve yollar yutuyor beni.durağan olmaktan çok öte,hızla,değiştiresiye..geceden gündüze,bir mevsimden diğerine,bir yaşamdan bir ötekine.başka yollara,başka yüzlere ve belki daha başka maskelere..farklı sesler,farklı tınılar ve hiç bitmeyen farklı benler..başka şehirlerde bulduğum yaşamlar,konuştuğum insanlar ama seviyorum gitmeyi.hançer gibi saplamış bu şehir acıları bağrıma.usul usul kanıyor yaram hiç bitmemecesine.bu şehir canıma yakıyor.kurtulduğuma seviniyor,kavuşmayı iple çekiyorum.bu şehir içime batıyor.sahiplenmek istiyor beni.toprağımda öl dercesine.duymak istemiyorum sesini...yalnızım ,ıssızım.terkedilmiş ve mutsuz gecem.yine birşeyler içime batıyor,kaldıramıyorum,omuzlarım acıyor.korkuyorum duyacağım seslerden,alışanıyorum bu güne.gitmelere,gelmelere,ait olamamışlık hislerine.kapkara duygularım.güneş battı batacak.sevmiyorum gitmesini birşeylerin.güneşin dünyayı terketmesini.öyle meyusum işte.tanıdık tek yüz yok etrafta,boğuluyorum.korkuyorum uyumaktan,kendimi dipsiz uçurumlara yuvarlamaktan.yollar götürüyor yine.ruhuma aksın istedim huzur.yıkansın gözbebekler istedim.geceye vefa,gündüze inat,öyle yorgunum işte...

13/1/2008

cadde

beklememem gereken yerlerde beklemişim bugün.aradığımı son duraklarda bulacağım sanmışım.yağmur inmiş denize ve ben oturmuşum denize bakan yamaçlarda.seni biraz sevmişim,birhayli nefret etmişim.hayat biraz sevindirmiş,bir hayli üzmüş beni.görmekten bunalıp göremem diye çok korktum aslında bu günü.otobüsler gidiyor gözümün önünden.yeni bir sıla,yeni bir gurbet,al sana diyor hayat,yeni bir hasret.sen seçtin artık kabullen bu boşluğu diyor.herşeye inat üşü diyor soğuk duraklarda.ellerin sahipsizliğini haykırsın.rüzgar yüzüne vursun yalnızlıben hiç sevmedim senidiyor.konuşuyor duyarsız bense oturuyorum durakta öylesine umarsız.yokluğunda siliniyor yüzüm camlarda,pencere pervazlarında.tanıyamıyorum kendimi ve daha kötüsü göremiyorum seni.zaman tuhae geliyor bana,mekanlar sahte.tutunamıyorum sensiz öğleden sonralara.uzun,boğucu gecelere.durakta bekliyorum ve sessiz sedasız geçiyor düşünceler.çocuk gözlerime bulaşıyor hüzün,temiz ellerime bulaşıyor bugün.istemiyorum artık kimseyi.ne seninle ne sensiz hayatım.artık kendimin bile kaçmak istediği bir yıkıntıyım sadece bu hayatta.sen çocuk sevinçlerimi çaldın,yeniyetme kahkahalarımı aldın.bense üşüyorum sensiz bir son durakta.gideceğim tek yer yok bu hayatta.gitsem bile kalacağım tek yürek,soluklanacağım ıssız bakışlar yok dünyamda.dünyamı aldın sen.okyanuslar çekildi gözkapaklarımdan.zaman avuç avuç boşaldı yüzüme.ne demeli.kimin yasını tutmalı ardından.sen kendi yansımamı sevdiğim puslu bir aynaydın   hayatımda.kendi üstüne alma beni.çünkü ben hiç sevmedim seni.kendimi sende buldum sadece ve sonra kaybettim kendimi.ağır geldi sanırım,dayanamadım.bıraktım istemediğim yerde ve acıdı içim.üşüdü yüreğim sensiz fırtına arefelerinde.ben hiç sevmedim seni.kendimi sevdim sadece ve kaybedince üzüldüm beni.ben hiç sevmedim seni..

6/1/2008

yeni birgün başlıyor

der insanlar.hiçbiri bilmez anlamak istemez aslında yeni olmadığını günün.o kadar eskidir işte mezarından kalkmış gibi.bu güne ben yıllarca baktığım gözlerimle bakıyorum.yıllarca duyduğum kulaklarımla duyuyorum arabaları,evlerdeki sesleri,insanların isterik kahkahalarını,kendi titrek hıçkırıklarımı.camdan bakarken bu yeni güne.neden içimdeki herşey eski.eski acılar oturmuş yüreğime,sıkıyor beni.gözlerimde bir önceki günün gözyaşları,kalbimde bir önceki günün cam kırıkları.prmak uçlarımda soğuk.gözlerimden gitmiyor gölgelerin.geçmişimi sürüklemedim sanki bu güne.neresi yeni.ben olduğum yerdeyken,mazi karanlık tahtalar gibi kuşatmışken evimi.ne dememi bekler gün.yeni sokaklar bulsam yürümek için.ayaklarım eski aslında.günün neresi yeni.ağlamak istesem gözyaşlarımın tadı aynı.saçlarıma kaç bakış değdi saçlarım aynı.değişmiyor eski benler,titip gitmiş benlikler.mekanlar ve maskeler durağan.yeni olan ne kaldı.güneş doğdu ama o da eski fi tarihi kadar.yıldızlar parlasa dünyama,onların farkı varmı sanki.arabalar,caddeler hepsi herşey eski.günün neresi yeni ve öyle çokki düşünceler beynimi bulandırıyor.yorgun başlıyorum bu güne.bu gün benden ne bekler diye soruyorum gündüze.cevap alamayacağım kadar eski.günün neresi yeni.

« Önceki — Sonraki »